Dışardan hiçbir zaman istemezken, içten içe ona hazırlandım. Evler gördüm, şehirler gezdim. Ev gibi hissettirmeyen. Bir söğüt dalına konmaya çalışan serçe miydin bana karşı? Yoksa tüm umudunu tüketmiş vebalının son çığlığı mı? Zambaklar gibi son demlerini mi harcıyorsun açmaman gereken yerlerde açarak? Belki de beklediğim kadar heyecan verici değildin. Söz yetmez sükut altını devirir. Gözler gibi. O kirli nazarın deler geçer gönül dediğimiz bu lanet zorlayıcı hisleri. Ben miydim yoksa sorun? O hayırsız dediğimiz daha mı iyidi yoksa benden. Yok hayır ben buna inanamam. Bazen evet tevazü gerekir insan hayatını yaşamaya değer kılmak için. Ama bazende fazla tevazü orospudan nasihatte dinletir. Ama işin özünde herakleitos’un dediği gibi; aynı nehirde ikinciye yıkanılmaz.
Bir aldatmaca mıydı o bakışlar, hissettiğim o duygular. Bana baktığında sana bakamazken, şimdi seni başkasıyla izlemek zorundayım. Hemde en olmaması gereken kişiyle. Atilla İlhan’ın dediği gibi.
Çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit onu maçkada görsem öldüreceğimden kokardım felaketim olurdu ağlardım.
ben yoruldum belirsizliklerden sürekli birileri uğruna kendimden taviz vermekten. Asıl zor olan yaşamak. Ne çince, ne sensizlik. Dümdüz yaşamak.
Leave a Reply