Benden bana

Yine beni derinden etkileyen bir şarkı sözü hakkında konuşmak istiyorum. Bu günkü konu “Benden Bana”

Müzikalite konusunda yeterince övdüğümü düşünerek direkt konumuz olan lirikaliteye geçmek istiyorum.

Orjinalde “Hatırlarım izini tozlarda, bir ışığa yürüyordum uykumda. Paslı gönlün aynası, ateşle düzleşen ağaç. Gönlüm ateşine muhtaç” olan sözler bazı konserlerde bana kalırsa Halimden Konan Anlar’dan kalma olan ama asla hiçbir yerde geçmeyen “Hatırlarım o eski yazlarda, kumu yarar bi kız yürür uykumda. Çocukluğum bazen hala pencereden parkı izliyor. İçimde bir boşluk dolmuyor.” sözleri ile değiştiriliyor. Orjinal sözlerle ilgili birçok yazı bulunabileceğinden ötürü ben bu hali hakkında konuşmak istiyorum.

Küçükken annem benim pek -hatta hiç- sokakta oynamama izin vermezdi. Eski evimizde direkt bir parka bakardı. En üst katta oturuyorduk. Odamın balkonu parkı görüyordu. Bazen sıkılıp bilgisayara ara verdiğim zamanlarda oturup parkta oynayan çocukları izlerdim. 6-7 yaşlarımdaydım. Bu sözü duyunca bu anılarım aklıma geliyor her seferinde. Hani bazen olur ya bazı şarkı sözlerinde kendinizi bulursunuz. Kendinizden bir parça hissedersiniz o sözlerde. Ben bu kısımda bir çok Adamlar şarkısında olduğu gibi bunu yaşıyorum. O eski yazlar. Rüyalar. Pencereden parkı izlemek. Düşünüce değişik hissediyorum.

Ayrıca bridge kısmında “Ne kadar kazarsan kaz kendi çemberinde bir noktadasın. Sonbahar yada yaz geçecek biliyorsun. Her alıkonulmuş beklenen gibi ilerliyor ve yine dardasın. Kendinin ücrasında aralık sevdasında bir tabanca var kalbinde. Duyduğunu gizleme oyununda bilerek kullanmıyorsun.” sözü de bana ayrı bi düşünce kapısı açıyor. Ne kadar uğraşırsak uğraşalım eninde sonunda kendi çemberimizde bir yerlerde olacağız. İster sonbahar olsun ister yaz. Geçeceğine inanıyoruz o dolmayan boşluğun. İçimizde bazı duyguları alıkoyuyoruz gelecekte kullanmak için bekletiyoruz. Ama o duygular dolmayan o boşluğu doldurabilecekken yine dar bir yerde sıkıştırıp bırakıyoruz. Duygularımızı kalbimizde bir tabanca gibi saklıyoruz. Duyduklarımızı hissettiklerimizi gizliyoruz ve o duygu silahını asla kullanmıyoruz. Çünkü korkuyoruz. Zayıf gözükmekten. Toplumda zayıf olarak durmaktan. Duyguları zayıflık olarak görüyoruz ama aslında en etkili silahımız onlar. Bizi bir hayvandan ayıran şey o duygularımız ve hislerimiz. Bu hisler bazen bize yanlış olanı yaptırsa bile o yanlışta eninde sonunda bizim yanlışımız. Her zaman ve daima.

Devamında ise “Mazur gör sende beni. Sevdim de cümlem yetmedi. Onla bu uymadı. Gerisi rüyalarda. Hapsedilmez zamana.” sözleri geliyor. Şahsi konuşacağım genelde birini sevdiğimde o sevgiyi tarif edecek cümleler kuramam. Sözcükler artık yetersiz kalır. O sevgime bu sözcükler uymaz ve genelde de hep kaybederim. Sevgim rüyalara kalır sadece. Zamana hapsedilemeyen rüyalara. Gerçekten de kaliteli ve düşünülmüş edebi bir eser bir şiir gibi sözler bunlar. Herkes kolay kolay bu şekilde düşünüp kendinden çıkarım yapmaz. Genelde şarkıyı dinler “Aa bir aşk şarkısı” diyip geçer. Aslında duyguları içine atmayı anlatan varoluşsal sancılar çeken bir şarkı. Anlayana.

-Çağan


Posted

in

by

Tags:

Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *